Dünya’ya Dair Daha Önce Hiç Duymadığınız Birbirinden İlginç 15 Bilgi

Dünya’ya dair keşfedilmeyi bekleyen hâlâ çok fazla şey var…Bizler de daha önce duymadığınıza emin olduğumuz bazı ilginç bilgileri sizler için derledik! O zaman buyrun sizi aşağıya alalım…?

Kaynak: https://www.mentalfloss.com/article/5…

1. Dünya’nın Güneş’e tam olarak uzaklığı 149,597 milyon kilometredir.

Muhtemelen bildiğiniz gibi, bu mesafeden Dünya’nın yörüngesindeki bir dönüşünü tamamlaması bir yıl, ekseni etrafındaki bir dönüşünü tamamlaması ise 24 saat sürüyor. Uzay mekiklerinin en yüksek ulaştıkları hız ise 58 bin 536 kilometre ve aradaki mesafe ve hıza bölünürse Dünya’dan Güneş’e yolculuk 106 güne yakın sürecektir.

2. Dünya’nın uzaydan ilk fotoğrafı 1946 yılında çekilmiştir.

Dünyanın uzaydan ilk fotoğrafı 24 Ekim 1946’da bir Nazi roketi tarafından çekilmiştir. Fotoğraf, Dünya yüzeyinin küçük bir kısmı üzerinde gezinen bulutları ve arka planda zifiri karanlık alanı göstermektedir. Yani bugüne kadar NASA astronotları tarafından uzaydan binlerce görüntü alınsa da Nazi roketi tarafından çekilen bu fotoğraf, Ronald Evans’ın 1972’de Dünya’nın ikonik Mavi Mermer resmini çekmesinden önce bile vardı.

3. Dünyanın doğal bir uydusu vardır.

Dünya, güneşten dışa doğru hareket eden ve bir aya sahip olan ilk gezegendir. Ay, her 27.3 günde bir Dünya’nın yörüngesini tamamlar, bu yüzden de evreleri vardır. Ayın yörüngesinin uzunluğu bir aydan biraz daha kısa olduğu için, ayda bir iki dolunay vardır ve bunlardan ikincisine mavi ay denir. Ay döner, ancak Dünya ile senkronize döner. Yani yörüngesiyle aynı hızda döner. Sonuç olarak, Dünya, tek doğal uydumuzun yalnızca bir tarafını görüyor.

4. Dünya, evrende yaşam barındırdığı bilinen tek gezegendir.

Hayat söz konusu olduğunda, güneş sisteminde pek çok ‘belki’ bulunuyor. Belki de Mars’da milyarlarca yıl önce yaşam vardı ya da belki de Jüpiter’in uydusu Europa bugün yaşamla iç içedir. Sorun şu ki, Dünya dışında hiçbir yerde kıpırdanan, yürüyen veya yüzen herhangi bir şeyin kanıtı henüz yok.

5. İklim değişikliği Dünya’daki yaşamı tehdit etmektedir.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin etkileri her yıl daha da büyüyor ve gezegen genelinde giderek daha fazla hissediliyor. Bugün iklim değişikliğinin etkilerini hissediyoruz ancak ekonomik ve sosyal bozulma açısından en kötüsü henüz gelmedi. Şu anda, gelecekte nasıl bir gezegene sahip olmak istediğimiz konusunda bir seçeneğimiz var: ya fosil yakıtları yakmaya ve Dünya’yı ısıtmaya devam edeceğiz ya da iklimimizi stabilize edeceğiz ve aşağı yukarı son 10 bin yıldır sahip olduğumuz gibi tutacağız.

6. Dünya, yüzeyinde sabit su bulunan tek gezegendir.

Europa ve Enceladus gibi buzlu uydular, yüzey altı sıvı su okyanuslarına sahiptir ancak başka hiçbir gök cismi bizimki gibi H2O okyanuslarına sahip değildir.   İklim bilimci Josh Willis ise su kaynaklarımızın durumunu şu şekilde açıkladı:

 Okyanuslar iki nedenden dolayı büyüyor.Biri, sera gazları tarafından tutulan ısıyı emmeleri, diğeri ise Grönland ve Antarktika gibi yerlerdeki buzların ve gezegenin her yerindeki küçük buzulların hepsinin erimesi ve okyanuslara fazladan su eklemesi. On yıl önce, Grönland ve Antarktika’daki buz tabakalarının sabit olduğu düşünülüyordu. Devasa kara kütlelerini kaplayan son buz tabakaları bunlar ve bugün yok oluyorlar. 50 yıl içinde, erimeleri küresel deniz seviyesinin yükselmesinin baskın nedeni olacak. 

7. Dünya’nın okyanuslarını incelemek diğer gezegenlere göre daha zordur.

Okyanuslar, bilim insanları için bilinmeyen bir dev olmaya devam ediyor. Okyanuslar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, yaşam ve Dünya’nın yaşamı hakkındaki sorularımızın çoğunu yanıtlayacaktır diyebiliriz aslında. Okyanusların gerçekte nasıl çalıştığını anlamak, örneğin küresel ısınmadan kaynaklanan ısının nereye gittiğini açıklayabilir. Okyanuslar, sera gazları tarafından tutulan ısının yüzde 95’ini emmesine rağmen, bu ısı enerjisinin gerçekte nereye gittiği hala bir muamma. Okyanusların buz tabakalarıyla nasıl etkileşime girdiğine dair de benzer sorular var.

8. Dünya’da günler gitgide uzamaktadır.

Dünya 4,6 milyar yıl önce oluştuğunda, bir günü kabaca altı saat uzunluğundaydı. 620 milyon yıl önce bu süre 21,9 saate yükseldi. Bugün ortalama bir gün 24 saattir ancak her yüzyılda yaklaşık 1,7 milisaniye artmaktadır. Sebebi ise Ay nedeniyle kaynaklanan gelgitlerin Dünya’nın dönüşünü yavaşlatması. Sonuç olarak, günümüz uzuyor ancak çok fark yaratacak kadar  değil.

9. Kıtalar eskiden şu anki halinden farklıydı.

Yaklaşık 800 milyon yıl önce, Dünya’nın kara kütlelerinin üzerinde bindiği büyük tektonik plakalar bir araya gelerek kıtaları Rodinia adı verilen büyük bir süper kıtada bir araya getirmişti. Rodinia 250-500 milyon yıl önce birçok parçaya ayrıldı ve Kuzey Amerika’daki Appalachian Dağları ile Rusya ve Kazakistan’daki Ural Dağları’nı yarattı. Yaklaşık 250 milyon yıl önce, kıtalar bir kez daha bir araya gelerek dünya çapında tek bir okyanusla çevrili Pangaea adlı başka bir süper kıta oluşturdu. Elli milyon yıl sonra Pangea parçalanmaya başladı. Sonunda bugün bildiğimiz kıtalara bölünen iki büyük kara kütlesine ( Gondwanaland ve Laurasia) ayrıldı.

10. Dünya bir zamanlar tamamen donmuştu.

Yaklaşık 600-800 milyon yıl önce, Dünya buzul çağları olarak da bilinen bazı inanılmaz iklim değişikliklerinene uğradı. İklim o kadar soğudu ki, bazı bilim adamları Dünya’nın birkaç kez kısmen veya tamamen donduğuna inanıyor. Metan ve karbondioksit gibi sera gazlarındaki azalmalarla tetiklenerek Dünya’nın kutuptan kutba buzul ile kaplanması olayı dört dönem yaşanmış olabilir. Güneş enerjisinin çoğu buz tarafından uzaya geri yansıtılacağından, gezegenin ortalama sıcaklığı yaklaşık -50 santigrat dereceydi ve ekvator bugünki Antarktika’ya benzerdi.

11. İronik bir şekilde, dünyanın en kurak yeri olan kuzey Şili’deki Atacama Çölü, en büyük su kaynağı olan Pasifik Okyanusu’nun yanındadır.

Arica, Şili’de ortalama yıllık yağış miktarı sadece 0,8 milimetredir. Atacama’nın Calama kentinin, 1972’de ani bir fırtına düşene kadar 400 yıl boyunca yağmur görmediğine inanılıyor. Çoğu çölün aksine, Atacama nispeten soğuktur ve en kurak bölgelerinde kayalar veya taşların altında yaşayan yeşil fotosentetik mikroorganizmalar olan siyanobakterileri barındırmaz. NASA astrobiyologları, diğer gezegenlerde yaşamın nasıl var olabileceğini öğrenmeyi umarak, böylesine uç bir ortamda yaşayan mikroorganizmaları aramak için Atacama’ya giderler.

12. Dünyanın yerçekimi her yerde eşit değildir.

Dünya’nin şekli mükemmel bir küre olsaydı, çekim alanı her yerde aynı olurdu. Ancak gerçekte, gezegenin yüzeyi engebelidir ve su akışı, buzun sürüklenmesi ve Dünya’nın kabuğunun altındaki tektonik plakaların hareketi, yerçekimini değiştirir.

13. Geçmişte Dünya’da deniz seviyeleri çok farklıydı.

Dünya’daki en son buz gelişimi yaklaşık 70 bin yıl önce başladı, 11 bin 500 yıl önce sona erdi ve en uzak noktasına 18 bin yıl önce ulaştı. Bu süre zarfında, buzullar ve buz tabakaları Büyük Göller’in havzalarını oydu ve nehirleri tıkadı, Mississippi ve ABD’deki diğer nehirlerin yönünü değiştirdi. O kadar çok su buz gibi tutuldu ki deniz seviyeleri 120 metreye kadar düştü. Dünya’nın deniz seviyesi de geçmişte 70 metreye kadar yükselmişti. Son buzullar arası dönemde, deniz aslında bugün olduğundan 5 ila 7 metre daha yüksekti.

14. Dünya’ya eşlik eden iki farklı gezegen daha bulunuyor.

Dünya’nın yakınında yörüngede dönen ve bazen ay olarak anılan iki cisim daha vardır ancak bunlar tam olarak unvana layık değildir. 1986’da keşfedilen 3753 Cruithne, aslında güneşin yörüngesinde dönen bir asteroittir. Güneşin yörüngesinde dolanması Dünya ile aynı süreyi aldığından, Cruithne gezegenimizi takip ediyormuş gibi görünür. Yörüngesi, Dünya perspektifinden bakıldığında fasulye şeklinde görünür. Asteroid 2002 AA29 ise her 95 yılda bir onu Dünya’ya yaklaştıran at nalı şeklindeki daha tuhaf bir yolu izleyerek yılda bir kez güneşin yörüngesinde döner. Bize yakınlığı nedeniyle, bilim insanları AA29’dan örnekler toplayıp Dünya’ya geri getirmeyi de önerdiler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir